TÜRK İSLAM ÜLKÜCÜLERİ

Susurluk kazasının yıl dönümünde Abdullah Çatlı'nın kardeşi

Seda Şimşek'in röportajı

Türkiye'yi derinden etkileyen ve şu günlerde devam eden Ergenekon Davası'nın da bel kemiğini oluşturan Susurluk kazasının yıl dönümünde Abdullah Çatlı'nın kardeşi Zeki Çatlı, gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu...

Susurluk kazası sizin için ne ifade ediyor?
3 Kasım 1996 öncelikle Çatlı ailesi, daha sonra Nevşehirliler, daha genişlettiğimizde Türk Milleti, milliyetçiler, ülkücüler için büyük ve acı bir kaybın yaşandığı gün. Aynca Türk Devleti'nin ve Türk Milleti'nin hainlerine ve düşmanlarına karşı önemli bir refleksinin yok edildiği tarihtir. Başsağlığı için gelen bir misafirin dediği gibi, istihbarat terazisinin tersine döndüğü tarihin başlangıcıdır.

Kaza haberim nasıl aldınız?
Haluk Kırcı, Drej Ali, ağabeyimin şoförü Habib gibi dostlarımızın telefonla aramasıyla pazar akşamı saat 19.30-20.00 sıralarında öğrendim. Ağabeyi kaybettik' dediler. İnsanın o an başı dönüyor.

18 YIL KAÇAK YAŞADI
Çatlı yurtdışına nasıl kaçmıştı?
1978 sonundan 1996'ya kadar 18 yıl kaçak yaşadı. Kaçak olduğu ilk yıllarda İstanbul'a yerleşti ve kamufle oldu. Bu arada ağır suçla arandığı için başta ben olmak üzere birçok dostu yurtdışına çıkmasını istiyorduk. Buna direniyordu. "Önce arkadaşlarım" diyordu. Her bir arkadaşı için canını verebileceğini bizzat bana söyledi. Dediği gibi de yaptı. Önce arkadaşlarını kaçırdı. Bunlar içinde Ağca da vardı. Kendisine sıra gelmedi. İhtilalden 5-6 ay sonra bir gemiyle kendi gayretleriyle yurtdışına kaçtığını duyduk.

Avusturya'ya gitti...
O zamanlar en rahat Avusturya idi. İlk etapta oraya gitti. Daha sonra İngiltere'ye gitmeyi denediğinde yakalanıyor. Kimliğini ve bütün parasını tamamen alıyorlar. İki polisle birlikte demiryoluyla Türkiye'ye iade edilmek üzere gönderiliyor. Yugoslavya'da iki polisi yanıltıp hareket halindeyken trenden atlayarak kaçıyor. Hiç parası ve kimliği yokken 5 yıldızlı bir otele yerleşiyor. Almanya'dan arkadaşlarını çağırmış. O Almanya'ya dönerken, iki polis Türkiye yolundaydılar.



KUMAŞINI BİLİYORUZ
Orada nasıl hayat sürüyordu?
Dolaşım zorluğu çektiklerini anlatmıştı. "Tren yolunda yaşıma uygun cenaze bulursam kimliğimi onun üzerine koyup, onun kimliğini ben alacağım. Öldüğüm düşünülecek. Annemi ve babamı, çevreyi ona göre organize edersin" demişti. 1983'ün sonuna doğru Kenan Evren destekli ASALA operasyonu teklifi gelene kadar bu şekilde yurtdışında sancılı dönemler yaşadı.

Kaçaktı, ama devlet onu nasıl bulacağını biliyordu yani...
Yerini bilip bilmediklerini bilmiyorum. Ancak, birtakım dostları kanalıyla bağlantı kurup Fransa'da görüştüklerinde, sizin sorunuzu ağabeyim devletin temsilcilerine soruyor. "Neden bana geldiniz?" diyor. Onlar da "İstediğin anda Avrupa'da, hatta dünyanın birçok ülkesinde önemli işler yapabileceğini biliyoruz. Kumaşını biliyoruz" diyorlar. Ağabeyim, Fransızca'yı yazıp konuşabiliyordu, İngilizce ve Aİmanca biliyordu.

Nasıl bir görüşme geçiyor?
Devletin temsilcilerinin "Teklifimizi kabul etmek için bizden ne istersin?" sorusuna "Ben kendim için hiçbir şey istemem. Bu davanın lideri olan Alparslan Türkeş cezaevinde, birinci isteğim onun bırakılması. İkincisi Haluk Kıra ve arkadaşları başta olmak üzere bütün ülkücülerin idamının durmasını istiyorum" cevabını veriyor. Türkiye ile birtakım telefon görüşmeleri yaptıktan sonra "Birinci isteğin biraz zaman aldıktan sonra (birkaç ay sonra) olacak. İkinci isteğin hemen olacak" diyorlar. Ağabeyim "Sizin sözünüze nasıl inanayım?" diyor. Onlar da 'Az önce telefonla görüştüğümüz yerler çok yüksek makamlardı. Biz burada Devlet Başkanı Kenan Evren'in bilgisi dâhilinde bulunmaktayız. Sonuçta önemli tahliyeler ve idamlar onun onayından geçmiyor mu?" diyorlar. Ağabeyim de "Tamam" diyor.

Devletin temsilcileri aradıkları kişiyle yurtdışında buluşuyor ve ASALA operasyonunu teklif ediyor...
Kırmızı bültenle aranıyordu.

MARSİLYA VE UFUK...

Sız bunu nasıl duydunuz?
1984 yılbaşına doğru bana "Bir sürprizim var. Annemi, babamı da al İstanbul'a hep beraber geçin" dedi. Verilen adrese gittik. Kapıyı çaldığımızda karşımızda elinde sigarasıyla, kollarını sıvamış, rahatça oturan ağabeyimi görünce çok şaşırdık. Tarih 5 Ocak 1984 idi.

Hangi kimlikle gelmişti?
Devletin ASALA operasyonları çerçevesinde kendisine tahsis ettiği pasaportta ismi Hasan Kurdoğlu idi. Pasaportu kendi gözlerimle gördüm. Çok endişelendik. 'Ağabey deli misin? Nasıl geldin?" diye sordum. İkinci gün bize 6 yıl avunduğum yalanı söyledi. "Yurtdışında bir paşanın çocuğunu Dev-Solcular kaçırmış biz de onu kurtardık.

"Paşanın bize 1 haftalık aile ile görüşme ikramı" dedi. 6 yıl sonra mı öğrendiniz?
Tabii, tekrar yurtdışına çıktı. 6 yıl sonra Türkiye'ye cezaevinden kaçıp geldiğinde, bir dergiden ASALA operasyonlarına ilişkin bilgileri öğrendim. Operasyonun kod adı: MARSİLYA. Operasyonu yöneten ülkücü terör timinin başındaki liderin kod adı: UFUK (Abdullah Çatlı). Bu MİT tarihine de bu şekilde geçmiştir. Fakat, bir kısım bilgiler çıkan yangında yanmış olabilir. Yanmadıysa hala mevcuttur.



PARMAK İZİ KOPYALANDI MI?
Cenaze toprağa verilmeden önce ilginç bir olay yaşadınız mı?
Hastane morguna pazartesi günü koymuştuk. Cenazenin başında bekleyen nöbetçi çocukları gönderdiklerini ve ağabeyimin parmak izini aldıklarını öğrendim. Önceleri bunun ne anlama geldiğini kestiremiyordum. Sonra, araştırdım. Parmak izinin negatif-pozi-tif yapılarak, orijinali gibi başka yere taşınması teknik olarak mümkünmüş. Morgda parmak izi almalarının 4 ay sonra dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener'in "Topal'ı vuran silahta Çatlı'nın parmak izi var" açıklaması ile ilişkisi olabileceğini düşündüm.

Vücudunda kurşun izi var mıydı?
Cenaze yıkanırken basındaydım. Trafik kazasından kaynaklanan sol kaşının üstünde çökük vardı. Sağ omzuyla, ayağının birisinde kırık vardı. Başka hiçbir iz yoktu.

Öldürülmüş olabileceğini hiç düşünmediniz mi?
Düşünmedik. Ama düşünülebilirdi. Onun karşısına çıkacak hiçbir yiğit olmadığını düşünüyorduk. Hiç kimsenin ona yumruk attığını veya silah doğrulttuğunu duymadık. İstanbul'da bazen akşamlan efkârlandığında tek başına dolaşırdı. Arkadaşları 'Ağabey yalnız nereye gidiyorsun?" dediklerinde gülerek, "Siz rahatınıza bakın. Onlar benim karşıma çıkamazlar" derdi. PKK, Dev-Yol, Dev- Sol, vatan hainleri elbette onu sevmezdi.

PRENSİP ANLAŞMASI NASIL BİTTİ?
Ağabeyiniz doğrudan MiT'le mi çalışıyordu?
MİT'le, daha genel olarak devletle diyebiliriz. Bir konuya dikkat çekerdi. "Biz onlarla prensip anlaşması yaptık" diyordu. Ast üst ilişkisi veya sürekli bir ilişki yoktu. "Benim başıma bir iş geldiğinde onlar hiçbir şeklide karışmayacaklar ve kabullenmeyecekler' diye bahsetmişti.

Anlaşma ne kadar sürdü?
Ağabeyim pasaport yenilemek için bir zencinin evine gönderiliyor. Evde zenciye ait olduğu mahkemece belirtilmiş 300 gram eroin çıktığında ağabeyime suç isnad edildi. Hâlâ mektubu bende mevcut. "Gerçek kimliğim çıkmazsa hemen çıkacağım" diye yazmıştı. Ancak, gerçek kimliği ortaya çıktı. Fransa'da ve İsviçre'de 6 yıl hapis yattı. Dolayısıyla prensip anlaşması da o gün itibarıyla sanırım sona ermiştir.

ÖZBAY KİMLİĞİYLE ŞAM'A GİTTİ
Abdullah Çatlı ne zaman Mehmet Özbay oldu?
1990 yılında Türkiye'ye geldikten sonra İstanbul'da Bahçelievler'de kirada oturdu, daha sonra bir kısmı borçla Florya'da ilk ve son dairesini aldı. 1993'te ticari hayata girdi. Haluk Kırcı ile birlikte ithalat ve ihracat kursuna gittiler İstanbul'da.

Hâlâ kırmızı bültenle aranıyordu. 1993'te PKK'nın azgınlaş-masıyla birlikte, devletin bazı birimleri tarafından kendisine ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. Tekrar devletle çalışmaya başladı. 1990'lı yıllarda geldiğinde Şahin Ekli ismini kullanmıştı, daha sonra Mehmet Özbay adını kullanmaya başladı. PKK ile mücadele de istihbarat konusunda devletle birlikte çalıştı. Mehmet Özbay olarak defalarca Şam'a gitti.



O KAREDE ÇATLI YOK ÖCALAN VAR
Ergenekon çerçevesinde devletteki yapılanmadan bahsediliyor.
Ergenekon yargıda olduğu için yorum yapmak istemem. Fakat, ağabeyimi Ergenekon'da yargılananlarla aynı karede görmek yanlış. Çünkü onların içinde terörist başı Apo ile el sıkışanlar var. Oradakiler ulusala, ağabeyim ülkücüdür. Beraberlikleri olamaz, ancak zıtlıkları olabilir.

Ağabeyiniz kullanıldı mı?
Ağabeyim mi devleti kullandı, devlet mi ağabeyimi kullandı bilemem. Kırmızı bültenle aranırken Florya'daki evinde oturdu.

Miras bıraktı mı?
Evi ile arabasından başka çocuklarına da hiçbir mirası kalmamıştır. Çünkü yoktu.

AİLE İÇİNDEKİ KOD ADI: HAFIZ
En son hangi ismiyle hitap ediyordunuz?
Ahmet Ağabey diyordum. Babamla ondan bahsederken kendi aramızda "hafız" derdik.

Sık mı görüşüyordunuz?
Ara sıra görüşüyorduk.

Ölmeden önce en son ne zaman görüştünüz?
Kazadan birkaç gün önce telefonla görüştük.

Neredeydi?
Ben Nevşehir'deydim, o İstanbul'da.

Şehir dışına çıkacağından bahsetmiş miydi?
Hayır bahsetmedi.

Size anormal gelen bir şey var mıydı telefonda görüşürken?
"Birtakım i... etrafı sarmış" diye bir cümle sarf etti.

Sizce Çatlı tasfiye mi edildi?
Son açıklamalardan bu çıkarılıyor.

(BUGÜN)

3/11/2008 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

MUHİTTİN ARAR (Değerli Hocamızın Kitapları piyasada)

Muhittin Arar
Asil Yayın Dağıtım;
İstanbul, 2007, 13 x 19.5 cm, 183 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9789944135658

Eline yasal ipleri geçiren, her devrin vurgunu kırgını onlardan yana çalışmış ve dünyada benzeri görülmeyen bir haksızlık, hukuk-suzluk ortaya çıkmıştır. Bu süreçte milletimiz neredeyse kendi içinde tutsak edilmiş, parya durumuna düşürülmüştür. Sermaye, mal ve toprak milletimizin elinden bir sinsilikle alınmış, bunu muhafaza etmek için her türlü reji idaresi de sözcüleri tarafından tesis edilmiştir. Türk'ün mal mülk varlığını elde tutan 500 aileye bakınız; kaçı Türk soylu, kaçının dedesinin mezarı bu topraklardadır, kaldı ki kökü kömeci bizden de olsa bakışımız değişmeyecektir.

Etkili yetkili denilen güçler de bunların arkasındadır, veya emeklilikleri halinde bu kahramanlar yağlı tarafından yeni bir saltanata konarak sömürüyü devam ettirir...

------------

Muhittin Arar
Asil Yayın Dağıtım;
Ankara, 2007, 13 x 19.5 cm, 167 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9789944135672

'Biz, hem Türk milletinin geleceğine yönelik büyük heyecan ve ülkülerle yüklü, hem de milletimizin Maddi ve manevi bütünlüğünü fiilen savunmak ıztırarında idik. Gelecek için büyük tasarılar, iddia­lar ileri sürerken, düşman bir ideolojinin fikri yayılmasına karşı da savaşıyorduk.

Şimdi yeniden ve ibretle düşünüyorum;

Biz, hem milletimizi bölmekle suçlandık, hem de onun için maddi-manevi büyüklükler peşinde olmakla...

Baht mı utansın, yoksa herkes oturup bir kere daha mı dü­şünsün? ...'

bugün yanıtı verdiler, ilkönce ankaranın göbeğine bombayı koydular, sonrada ihbar ettiler, fazla kaşınma kaşınırsan bu bombalar bir dahaki sefere patlar dediler. İstihbarat ve polis uyuyor, bombalar başkentin göbeğine kadar elini kolunu sallayarak getiriliyor, bizim saf halkımızda polis .ok büyük iş başardı diyor, marifet bomba ülkeye girer girmez yakalamakta....

15/9/2007 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

MHP'nin Seçmen haritası

Bu seçimde MHP, kıyılarda güçlendi. İşte önceki seçim ile karşılaştırmalar;



-Harita, MHP'nin 1999 seçimlerinde en güçlü olduğu illerde eski gücüne ulaşamadığını, buna karşılık Edirne, Aydın, Bartın ve Kars illerinde 1999 oy düzeyinin üzerine çıktığını gösteriyor.

-Haritanın sarıya boyalı illeri MHP'nin 1999 düzeyine ulaşabildiği illeri sergilerken, bu illerin ağırlıkla batıda oluşu dikkat çekici.

-Güneydoğu Anadolu'da MHP'nin ortalama oy düzeyi düşük de olsa, 2007 seçimlerinde yeniden 1999'da MHP'nin ulaştığı en üst düzeye ulaşması, azımsanacak bir gelişme değil. Çünkü MHP'nin 2007 seçimlerinde aldığı oy, 1999 seçimlerinde aldığı oyun yüzde 25 gerisinde kalıyor.

-Sonuç olarak 2002 seçimlerinde AKP'ye kaptırdığı seçmenlerinin bir bölümünü geri alması ve batıda denize açılan yapısıyla 2007 MHP'sinin 1999 MHP'sinden daha farklı bir seçmen kitlesini de kendisine doğru çekme sürecinde olduğu söylenebilir.

Belki mekâna yansıyan bu seçmen değişiminde, laiklik mitinglerinin etkisi olduğu söylenebilir. Ama MHP'nin seçmen niteliğinin değişimi konusunda sergilenen bu ipuçları, bir değişimin değil salt mekân kaymasının yansımaları olabileceği gibi, zaman içinde ve araştırmalarla netlik kazanacak yeni bir yapılanmanın habercisi de olabilir.

İşte seçmen haritası;

4/8/2007 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Ülkü Ocakları, 'Meltem Operasyonu' ile ilgili, basında y

 
Ülkü Ocakları'ndan açıklama
Konya Emniyet Müdürlüğü'nün 'Meltem Operasyonu' olarak adlandırılan bir operasyon düzenleyerek, organize suç örgütü kurdukları iddiasıyla, aralarında "Konya Ülkü Ocakları"nın şu anki başkanı ve eski başkanının da aralarında bulunduğu 36 kişiyi gözaltına alması ve zanlıların evlerindeki bilgisayarlardan çocuk pornosu çıktığı yönündeki iddialar, "Ülkü Ocakları" tarafından yalanlandı. Konuyla ilgili olarak Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle:  

Konya Ülkü Ocakları mensupları ile ilgili tahkikat sürerken bazı gazeteler ve internet sitelerinde, her gün bir takım yalan, yanlış haberler yayınlanmaktadır.

Bugün bazı basın organlarında Konya Ülkü Ocakları Başkanı’nın el koyulan bilgisayarında ve evinde bir kısım gayri ahlaki materyallerin bulunduğu haberleri yer almıştır. Bu haberlerin, özellikle TMSF’nin yani hükümetin elinde olan medya organlarında geniş yer alması, bu haberlerin maksadını ve kaynağını ortaya çıkarmaktadır.

Birtakım basın kuruluşlarında yer alan böylesine yanlış ve yanlı haberler tamamen asılsızdır. Mesnetsiz haberlerle kamuoyu yanlış bilgilendirilmek istenmektedir. Haberde mevzu bahis olan tüm iddialar, gerçek dışıdır.

Bu tür haberlerin amacı; 22 Temmuz Genel Seçimleri’ne sayılı günler kala Ülkücü Hareket’in mensuplarını, toplum nezdinde rencide etmeye ve küçük düşürmeye yöneliktir. Ülkü Ocakları’nı millet nezdinde karalamayı amaçlayan kişi veya kuruluşlarla, onlara yandaşlık yapan basın organlarını, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi olarak esefle kınamaktayız.

Ülkü Ocakları mensupları dünden bugüne, milletimizin değerleriyle çatışan bir yaşam tarzını asla tasvip etmemiştir. Aksine takındığı tavır ve tutumlarla her zaman diğer sivil toplum kuruluşlarına örnek teşkil edecek sağduyulu, ahlaki ve örnek davranışlar sergilemiştir.

Türk töresine ve İslam Ahlakı’na gönülden bağlı olan, milletinin bütün değerlerini benimsemiş olan Ülkücü Hareket’in mensuplarına itham edilmeye çalışılan bu gayrı ahlaki davranışlar, Ülkücü gençliğin karakterinde yer almamaktadır. Ancak bu ithamları alçakça ortaya atanların karakterinden şüphe duymaktayız.

Bu tip saldırılar amacına ulaşamayacaktır. Türk Milleti Ülkücü gençliğin karakterinden emindir.

Bu iftiraları atanlar Allah katında da yargılanacaktır. Bu alçak saldırıları yapan ve alet olan herkesi kınıyoruz.

18/7/2007 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Can Dündar Genel Başkanı Yazdı "Bahçeli'nin sırları"

Can Dündar  
Bahçeli'nin sırları
Devlet Bahçeli, çocukken de, akademisyenken de, Türkeş'in yanındayken de hep şimdiki gibi ketum, mesafeli ve gösterişsizdi. Ama bu özelliği onun sessiz ve derinden tırmanışını engellemedi

Lider Portreleri

MHP lideri Devlet Bahçeli miting kürsüsünden attığı bir yağlı urganla bu seçime damgasını vurdu. Aslında son ana kadar ortaya çıkmamış, ekranda görünmemiş, 1999'da olduğu gibi düşük bir profil ortaya koymuştu.
Bu sessizlik, bir seçim stratejisi mi?
NTV için hazırladığımız "Liderler belgeselleri"nin "Devlet Bahçeli" bölümü için çalışırken gördük ki ön planda olmayı sevmeyen bu tavır, bir kampanya taktiği değil, bir kişilik özelliği...
Bahçeli, çocukken de, akademisyenken de, Türkeş'in yanındayken de hep şimdiki gibi ketum, mesafeli ve gösterişsizdi. Ama bu özelliği, onun sessiz ve derinden tırmanışını engellemedi.
Devlet Bahçeli varlıklı bir aileye mensup olduğundan üniversiteye kadar hep özel okullarda okudu. MHP uzmanı yazar Kemal Can'a göre camiada "kolejli" diye tanınıyor.
Liseye İstanbul'da Akgün Koleji'nde başladı; Ata Koleji'nde tamamladı. İstanbul'un otoriterliğiyle ünlü 1. Ordu Komutanı Cemal Tural'ın eşi Suna Tural, lisede edebiyat öğretmeniydi. İlk milliyetçi kitapları o tavsiye etti.
1967'de Ankara İktisadi, Ticari İlimler Akademisi'ni kazandı. Dış Ticaret okuyordu. Annesiyle birlikte kalıyordu. Pek çok 68'li gibi, siyasete o dönem girdi. Türkeş'in Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin seminerlerine gidip geliyor, Akademi'nin ülkücü gençleriyle geziyordu. Solcuların egemenliğindeki Akademi'de Ülkü Ocakları'nı kurdu.
Ve 1969'da okulu solcuların elinden kurtarmak için ülkücülerle birlikte bir işgal eylemine önderlik etti.
Henüz 21 yaşındaydı.

Çatlı'nın hocası
1971'de mezun oldu ve okulda asistan olarak kaldı. Abdullah Çatlı, öğrencileri arasındaydı. Öğrencileri ve öğretim elemanları akademisyen Bahçeli'yi, bugünkü gibi ciddi, ağırbaşlı biri olarak anımsıyorlar. Yakınları ona "Devlet Abi" diye hitap ediyor. Okulun yakınlarındaki Ciğer 52'de yemek yiyor; yanında hesap ödemeye kimse cüret edemiyor.
O zaman da alnını ve ensesini açık bırakacak şekilde saç tıraşı oluyor. Nedenini soranlara şöyle diyor:
"Alnınız açık olsun ki övülecek bir iş yaptığınızda alnınızdan öpsünler; enseniz açık olsun ki kötü bir şey yaptığınızda şaplağı vursunlar."
Örgütçülüğüne akademisyenliğinde de devam ediyor; "Ülkücü Maliyeciler ve İktisatçılar Yüksekokullar Asistanları Derneği"nin (ÜNAY) kurucuları arasında yer alıyor. Ülkücü öğretim üyelerinin üniversitede kadrolaşması için çalışıyor.
Bugün adı Gazi Üniversitesi olan Akademi'den arkadaşı Rıza Ayhan, yazları çadırla tatile çıktıklarında, köylülerle sohbet edip memleket meselelerini tartışmaktan tatil yapamadan geri döndüklerini anlatıyor.
"Tatilin iyisi böyle olur" diyor Bahçeli... O yıllara ait "tek vukuat"ı var mahkeme kayıtlarında... 1978'de beyaz Renault'sunu ülkücü gençlere ödünç veriyor ve aracın bagajındaki portakal sandığından 2 makineli tüfek çıkıyor. Konu, Adana MHP davasında gündeme geliyor; ama Bahçeli'nin ifadesi alınmıyor.
12 Eylül'de hemen bütün siyasi dernekler kapatılırken Bahçeli'nin Üniversite Akademi ve Yüksekokullar Asistanları Derneği'ne dokunulmuyor.
Ama üniversite, Bahçeli'nin doktora tezine danışman hoca vermeyi geciktirerek engelleme yapıyor. Bahçeli bu yüzden tezini 10 yılda tamamlayabiliyor.

Evlilik hazırlığı
12 Eylül yıllarında üniversitedeki ülkücü arkadaşlarıyla MHP'nin "akademisyenler grubu" gibi çalışıyorlar.
Hamle ve Töre dergilerini çıkarıyorlar. Bahçeli o ara, siyasi faaliyetler yasaklanınca bir ev alıp döşüyor, evlenme hazırlığına girişiyor; üniversiteden bir arkadaşına "Ev hazır, şimdi içine bir hanımefendi bulmak kaldı" diyor. Ancak "memleket meseleleri" nedeniyle bu planı hep ertelemek zorunda kalıyor.
1987'de Türkeş'ten Milliyetçi Çalışma Partisi'ne davet alıyor. Ve o yıl, 19 Nisan'daki kongrede Genel Sekreter seçiliyor. O gün, kendisini siyasete girmeye teşvik eden babasının ölümünün 20. yıldönümü...
10 yıl yanında çalıştığı Başbuğ ölünce yerine geçiyor. Ve 1999'da, bir başka 19 Nisan sabahı, partisinin büyük zaferiyle milletvekili oluyor.
Sonrası?.. 10 gün sonra belli olacak.

Ferdi Tayfur hayranı
Diğer liderlerin tersine, Bahçeli'nin özel hayatı pek az biliniyor.
Fanatik Beşiktaşlı... Türk halk ve sanat müziklerini seviyor; arada Ferdi Tayfur dinliyor. Favori yemeği: Acılı Adana...
Asla ütüsüz pantolon, kravatsız elbise giymiyor.
Bekâr. Ankara'da ablası Serpil Hanım'la oturuyor.
1948'de Osmaniye'de doğmuş. Türkmen köklerine dayanan Bahçeli ailesi koyu CHP'li... İsmet Paşa hayranı olan babası Salih Bahçeli'nin ilk evliliğinden iki çocuğu var. İlk eşi vefat edince Saime Hanım'la evlenmiş. Ondan da 4 çocuğu olmuş.Oğullarına, gördüğü bir rüyadan isimler koymuş: Turan, Servet ve Devlet...



Harmandalı oynardı
Devlet Bahçeli'nin çocukluk izlerini süren Hacı Mehmet Duranoğlu, Osmaniye 7 Ocak İlkokulu'ndaki diploma defterine ulaştı:
Defterde doğum tarihi, doğum kaydı tutulmamış pek çok Anadolu çocuğunun olduğu gibi, 1 Ocak görünüyor. Diploma derecesi: Pekiyi...
Bahçeli'nin Yavrukurt'ken çekilmiş bir fotoğrafı da var. Ağabeyi Servet Bahçeli, Duranoğlu'na Bahçeli'nin çok iyi halay çektiğini anlatıyor: "Öğrenciliğinde, okul müsamerelerinde ben mandolin çalardım, Devlet harmandalı oynardı" diyor.

12/7/2007 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

MUTLAKA İZLEYİN-İZLETİN-ANLATIN

 

A’dan Z’ye RTE

 

A'dan Z'ye RTE Bölüm 2

A'dan Z'ye RTE Bölüm 3

29/6/2007 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

MHP Genel başkanı Bahçeli Adana´dan Gürledi , Şehitlerin kanı ye

Bahçeli Adana´dan Gürledi , Şehitlerin kanı yerde kalmayacak ...
MHP

 


MHP, 22 Temmuz seçimleri için mitingler serisine Adana'dan başladı. Yağmura rağmen mitinge çevre illerden gelen MHP'lilerin de katkısı ile büyük bir kalabalık katıldı.

MHP’nin Adana Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlediği miting sağanak yağış nedeniyle geç başladı. Adana’ya sabah saatlerinden itibaren aralıklarla yağmur yağmaya başladı.

Yağmur nedeniyle miting alanına beklenen kalabalık toplanmadı. Ancak yağmurun dinmesinin ardından Cumhuriyet meydanı dolmaya başladı.

MHP’nin “Tek başına iktidar" sloganıyla başlattığı miting alanına, MHP bayrakları ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fotoğraflarının basılı olduğu pankartlar asıldı.

Alanda ayrıca, “Rüzgar ektiniz fırtına biçeceksiniz, 22 Temmuz’da gideceksinizö, “ABD rüzgarıyla geldiniz Çukurova fırtınasıyla ...Devamını okumak için TIKLA

12/6/2007 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Türk Silahlı Kuvvetlerinin beklentisi; bu tür terör olaylarına k

BASIN AÇIKLAMASI


TARIH   : 08 HAZİRAN 2007

NO        : BA- 13 / 07



      1. Sayın Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar BÜYÜKANIT, 12 Nisan 2007 tarihinde yapmış olduğu basın toplantısında, terörün Mayıs 2007 tarihinden itibaren tırmanacağını, kamuoyuna açık bir şekilde açıklamıştır.Son günlerde ortaya çıkan terör olayları, bu açıklamaların gerçekçi olduğunu göstermiştir.

      2. Bu terör eylemleri, aynı zamanda bölücü ve ırkçı...Devamını okumak için Tıkla

8/6/2007 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

“İSTANBUL’UN YENİDEN FETİH GECESİ”

TÜM HALKIMIZ İSTANBULUN YENIDEN FETİHİNE DAVETLİDİR. 3 HAZİRAN DA İNÖNÜ STADYUMUNDA

“İSTANBUL’UN YENİDEN FETİH GECESİ” Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı     Sn.  Dr. Devlet BAHÇELİ beyin katılımıyla Yeniden Fetih gecemize tüm halkımız davetlidir. Gecemiz ücretsiz olup programa; Mustafa YILDIZDOĞAN,    Aşık SEFAİ, Atilla YILMAZ  ve  Ali KINIK  iştirak edip ses ve eserleriyle güzellik katacaklardır.Ayrıca programımızda havai fişek gösterisi yapılacaktır.    Yer: BEŞİKTAŞ İNÖNÜ STADYUMU    Tarih:03.06.2007     Saat:19:00-24:00           İstanbul Ülkü Ocakları İl Başkanı Yüksel KALECİ 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

23/5/2007 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

MUTLAKA İZLEMELİSİNİZ

BU VİDEOYU MUTLAKA İZLEMELİSİNİZ

 
 

                 

 

IRAK TÜRKLERİ YALNIZ DEĞİLDİR

Irak Türkmen Cephesi’nin Tandoğan Meydanı’nda düzenlediği miting coşkulu bir kalabalığın katılımıyla gerçekleştirildi.

Ülkücü teşkilatların yoğun katılımıyla miting alanı Bozkurtların gösteri alanına döndü. Iraklı bozkurtlarla Türkiyeli bozkurtlar kol kola türküler söyleyip sloganlar attı. Mitinge Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Alişan Satılmış büyük bir kalabalıkla Kızılay Meydanı’ndan Tandoğan meydanı’na kadar yürüyerek geldi.



Ülkü Ocakları Eski Genel Sekreter Yardımcısı Sinan Ateş ve arkadaşları da alana Alişan Satılmış’la birlikte "Kahrolsun Amerikan emperyalizmi" sloganıyla girdiler. Ülkü Ocakları Eski Genel Sekreteri Afşin Efkarlıoğlu da Beşeveler’den mitingin yapılacağı Tandoğan Meydanı’na kadar arkadaşlarıyla birlikte sloganlar eşliğinde yürüyerek miting alanına geldiler.

Türkmen Cephesi Türkiye temsilcisi bir konuşma yaptı. Daha sonra Türkmen sanatçılar Kerkük Türküleri söylediler, özellikle Abdurrahman Kızılay’ın Altın Hızma türküsü büyük ilgi topladı. Ayrıca miting alanında dağıtılan Yusuf Ziya Arpacık’ın Türkmenlerin milli direnişini anlatan “Yolbaşı” kitabı büyük ilgi gördü.

GÖRÜNTÜLER

 

Irak Türkmen Cephesi (ITC) tarafından Tandoğan Meydanı'nda Kerkük mitingi düzenlendi.

Mitinge, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, BBP Genel Başkan Yardımcısı Abdulhaluk Çay, AK Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek ile çeşitli siyasi partilerin temsilcileri ve onbinlerce vatandaş katıldı. Miting İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.



ITC Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı, ''Biz Irak Türkleriyiz. Anadolu'daki insanımızdan hiç farkımız yok. Dilimiz, dinimiz, örfümüz birdir'' diye başladığı konuşmasında, bölgede yaşanan grupların Türklerin hoşgörüsü sayesinde bugüne geldiğini söyledi.

Irak'ta son 85 yıldır en çok mezalim gören topluluğun Irak Türkleri olduğunu kaydeden Muratlı, ''Buradan sesleniyorum. Bağdat, Bağdat duy sesimizi. Bu, Türklerin ayak sesleridir. Biz Irak'ta örf ve adetlerimizi koruyacağız'' diye konuştu.

Türkmenler'in ülkelerini hiçbir yabancı güce peşkeş çekmediklerini vurgulayan Muratlı, ülkelerine hiçbir zaman yabancı güçlerin gelmesini istemediklerini ifade ederek buna rağmen Türkmenlerin gözardı edildiklerini kaydetti.

Irak'ın parçalanmak istendiğine dikkat çeken Muratlı, Irak'ta kan dökülmesini istemediklerini ifade ederek, ''Ne olursa olsun biz Irak'ın kuzeyine o adı vermeyeceğiz" dedi.

Muratlı, Saddam yönetiminde Türkmenler'in yaşadıkları zulme rağmen Irak'ın bölünmemesi için çalıştıklarını hatırlatarak ''Bu zulüm bize, benim insanıma niye reva görülüyor? Türk olduğum için mi?'' diye devam etti.

Kerkük'e özel statü verilmesini istediklerini söyleyen Muratlı, Kuzey yönetiminin sürekli problem olduğuna işaret ederek "Ortadoğu'da barış istiyoruz. Bu yönetime bir şeyler denilmesi lazım. Irak'a demokrasi geleceksi önce Irak'ın Kuzeyine getirilmesi lazım" dedi.

Terörist grupların Irak'ı terk etmesini isteyen Muratlı, "Kardeşime kurşun sıkan bana sıkmış gibidir" diye konuştu.

Muratlı sözlerini şöyle sürdürdü: ''Kerkük namusumuzdur, Türk milletinin namusudur. Telafer de öz vatanıdır. O topraklar, Türkmen elinin bir parçasıdır. Tarih boyunca o topraklar Türk'tü, Türk kalacak. Biz büyük bir milletiz, sabırlı bir milletiz''.

Mitingde Türk bayrağının yanısıra Türkmen ve Doğu Türkistan bayrakları yer aldı. "Kerkük Türk'tür Türk kalacak", "Kahrolsun Amerikan emperyalizmi", "Kerkük'e uzanan eller kırılsın", "Kanımız aksada zafer İslamın" gibi sloganlar atıldı.

Miting, sanatçıların verdiği konserin ardından Anıtkabir ziyareti ile son buldu.

GÖRÜNTÜLER

                                           

8/5/2007 | Kategori: HABER-DUYURU | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar |